Ceza Hukuku

Ceza Muhakemesinde Deliller ve Delillerin Değerlendirilmesi

Delil hukuki işlemlerde bir şeyi teyit etmeye yönelik kullanılan ipuçlarıdır. Bu ipuçları, karara varılırken hangi ispatların dikkate alınması veya hangilerinin dikkate alınmaması gerektiğini belirler.

Ceza muhakemesinde delillerin serbestliği ilkesi geçerlidir. Bu ilkeye göre, olayı temsil eden, akla, mantığa, bilime ve hukuka uygun her şey delil olarak kabul edilebilir. Ceza yargılamasında hangi hususun hangi delillerle ispat edileceğine dair bir sınırlama bulunmaz. Hakim, hukuka uygun şekilde elde edilmiş tüm delilleri değerlendirerek, sanığın lehine ve aleyhine olanları göz önünde bulundurmalı ve şüpheden uzak, maddi gerçeğe ulaşmalıdır.

Ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması esastır. Hakim, geçmişte ne olduğunu bugünkü mevcut ve gözlemlenebilir delillerden hareketle öğrenmelidir. Vicdani delil sistemi olarak da adlandırılan bu sistemde, yargılamaya konu olayın aydınlatılmasına elverişli her şey delil olarak kabul edilir. Ancak delilin akla uygun, olayla ilgili ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şarttır. Hakim, sunulan delillerin ispat gücünü serbestçe değerlendirir ve vicdani kanaatine göre hüküm verir.

Ceza muhakemesinde deliller belirti, beyan ve belge delilleridir.  Beyan delili, sanık ve tanık beyanı ile sanık dışındaki tarafların beyanı olmak üzere üçe ayrılır. Beyan delili, delilin kaynağı olan kişi dinlenmek suretiyle elde edilir.

Beyan delilinin kaynağı olan kişilere, yani tanık, sanık ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere duruşmada doğrudan soru sorulabilir.

Belge, belirli bir olayı doğrudan temsil eden, insan tarafından oluşturulan ve genellikle yazılı olan bir ispat vasıtasıdır. Ancak belge delili yalnızca yazılı olmak zorunda değildir; görüntü, ses veya şekil içeren belgeler de belge delili kapsamında değerlendirilir. Görüntü içeren belgeye telefonla çekilmiş video kaydı, ses içeren belgeye WhatsApp üzerinden gönderilen ses kaydı, şekil içeren belgeye ise fotoğraflar örnek olarak verilebilir. Bir nesne üzerine yazılan, kaydedilen veya aktarılan her tür bilgi belge delili olarak kabul edilebilir.

Ceza Muhakemesinde Deliller ve Delillerin Değerlendirilmesi

Şüpheli veya Sanık Beyanı

Beyan delili, sanık ve tanık beyanı ile sanık dışındaki tarafların beyanı olmak üzere üçe ayrılır.

İfade ve Sorgu

Şüphelinin isnadı öğrenme, delil ileri sürme, müdafi yardımından yararlanma, haklarını öğrenme ve lekelenmeme hakkı gibi hakları bulunmaktadır.

Şüpheli veya sanık kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür. Şüpheli veya sanığın kimliği ile bilgiler dışında susma hakkı bulunmaktadır. Kimliğine ilişkin bilgiler hariç, şüpheli veya sanık doğruyu söylemek zorunda da değildir. Anayasanın 38/5. maddesi gereğince hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

Şüphelinin veya sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.

Şüpheli veya sanığa kanuna aykırı bir vaatte bulunulamaz. Yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa bile delil olarak değerlendirilemez.

Müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Şüphelinin aynı olayla ilgili yeniden ifadesi alınması gerekirse bu işlem sadece Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılabilir.

Şüpheli ve Sanığın Zorla Getirilmesi

Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir.

Zorla getirme kararı, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu, kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini içerir.

Zorla getirme kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.

Zorla getirme kararı ile çağrılan şüpheli veya sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır.

Zorla getirme, bunun için haklı görülecek bir zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından, sorguya çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam eder.

Zorla getirme kararının yerine getirilememesinin nedenleri, köy veya mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla saptanır.

Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı verilebilir.

Şüpheli ve Sanığın Zorla Getirilmesi

Tanık Beyanı

Ceza muhakemesinde herkes tanık olabilir. Yalan tanıklıktan mahkum olanlar, çocuklar, akıl hastaları da tanık olabilir. Ancak sanık kendi davasında tanık olamaz.

Tanıklar, çağrı kâğıdı ile duruşmaya çağrılır ve bu çağrıda gelmemenin sonuçları belirtilir. Özellikle tutuklu işlerde, mahkeme tanıkların zorla getirilmesine karar verebilir. Bu durumda, zorla getirme kararında gerekçeler açıkça gösterilir ve çağrı kâğıdı ile gelen tanıklarla aynı işlemler uygulanır.

Tanıkların çağrılması telefon, telgraf, faks veya elektronik posta gibi iletişim araçlarıyla da yapılabilir. Ancak bu durumda, çağrı kâğıdına bağlanan yaptırımlar uygulanmaz. Mahkeme, duruşma sırasında hemen dinlenmesi gereken tanıkların belirlenen gün ve saatte hazır edilmesini görevlilere yazılı olarak bildirebilir.

Cumhurbaşkanı, kendi takdirine bağlı olarak tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı tercih etmesi durumunda, beyanı konutunda alınabilir veya yazılı olarak sunulabilir.

Usulüne uygun şekilde çağrıldığı hâlde geçerli bir mazeret göstermeden duruşmaya gelmeyen tanıklar hakkında zorla getirme kararı verilir. Ayrıca, gelmemelerinden kaynaklanan giderler kendilerine ödettirilir. Eğer tanık, geçerli bir gerekçe sunarsa bu giderlerden muaf tutulabilir. Zorla getirme kararı, dosyada iletişim bilgileri bulunması hâlinde telefon, telgraf, faks veya elektronik posta yoluyla da tanığa bildirilebilir.

Tanıklık, bazı durumlarda reddedilebilir. Şüpheli veya sanığın nişanlısı, eşi, üstsoyu ve altsoyu ile belirli derecedeki akrabaları tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir. Aynı zamanda, avukatlar, hekimler ve noterler gibi bazı meslek grupları da meslek sırları kapsamında tanıklık yapmaktan kaçınabilir.

Ancak bu kişiler, sır sahibinin (ilgilinin) rızasının varlığı halinde tanıklıktan çekinemezler. Ancak avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları ise sır sahibinin (ilgilinin) rızasının varlığı halinde bile tanıklıktan çekinebilir.

Devlet sırrı niteliğinde bilgilerle ilgili olarak, mahkemeye karşı bir suç olgusuna dair bilgi saklanamaz. Ancak, açıklanması devletin güvenliğine zarar verebilecek nitelikte olan bilgiler devlet sırrı sayılır. Mahkeme, bu bilgileri içeren tanıklıkları özel koşullar altında dinler ve sadece suçla ilgili kısımları tutanağa geçirir.

Tanık, kendisini veya yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten kaçınabilir. Mahkeme, tanığın bu hakkını kullanabileceğini önceden bildirir.

Tanıklar duruşmada yemin ederek dinlenir. Ancak, on beş yaşını doldurmamış olanlar, ayırt etme gücüne sahip olmayanlar ve soruşturma konusu suça iştirakten şüpheli olan kişiler yeminsiz dinlenir. Tanığa önce kimliği, mesleği ve adresi sorulur, ardından gerçeği söylemesi gerektiği hatırlatılarak tanıklık görevinin önemi anlatılır.

Tanık, yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak yemin eder. Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak ve imzalarını koyarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler işaretlerinden anlayan bir tercüman aracılığıyla ve işaretle yemin ederler.

Yemin ile dinlenen tanığın aynı soruşturma veya kovuşturma evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla yetinilebilir.

Tanıkların ifadeleri, gerektiğinde sesli ve görüntülü olarak kaydedilebilir. Özellikle mağdur çocuklar ile duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı zorunlu olan kişiler için bu kayıt işlemi zorunludur.

Tanık, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hâkim tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği açıklanır. Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez.

Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir

Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden kaçınan tanık hakkında bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her halde 3 ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir. Kişi tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması halinde hemen serbest bırakılır. Bu tedbirleri almaya naip hakim ve istinabe olunan mahkeme ile soruşturma evresinde sulh ceza hakimi yetkilidir. Disiplin hapsi kararlarına karşı itiraz edilebilir.

Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre kaybettiği zaman ile orantılı bir tazminat verilir.

Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa, yol giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki ikamet ve beslenme giderleri de karşılanır.

Tanıklık nedeniyle maddi kayıplara uğrayan kişilere, kaybettikleri zamanla orantılı olarak tazminat ödenir. Bu ödemeler herhangi bir vergi veya harçtan muaf tutulur.

Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Tuğçe ŞEN

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu