Ceza Muhakemesinde Koruma Tedbirleri: Yakalama Tedbiri
Ceza muhakemesi hukukunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması amacıyla çeşitli koruma tedbirlerine başvurulmaktadır. Bu tedbirler, yargılamanın etkin bir şekilde yürütülmesi ve suç şüphesi altında bulunan kişinin kaçmasını veya delillerin yok edilmesini önlemek için uygulanmaktadır. Bu kapsamda, yakalama tedbiri ceza muhakemesinin en önemli koruma tedbirlerinden biridir.
Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:
- Kişiye suçu işlerken rastlanması.
- Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.
Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.
Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.
Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması durumlarında yapılacak yakalama ve görevlilerce gerçekleştirilen yakalama eylemi kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.
Kişiye suç işlerken rastlanılması veya yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.
Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.
Yakalama Tedbirinin Hukuki Niteliği
Yakalama, ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanması anlamına gelmektedir. Yakalama, adli bir işlemdir ve kişinin suç işlediğine dair makul şüphe bulunması halinde kolluk kuvvetleri veya diğer yetkili merciler tarafından gerçekleştirilir. Türk hukukunda yakalama tedbiri, Anayasa’nın 19. maddesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) ilgili hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir.
Yakalama Tedbirinin Hukuki Dayanağı
Yakalama tedbiri, CMK’nın 90. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddelere göre, yakalama işlemi iki temel şekilde gerçekleşebilir:
- Adli Yakalama: Cumhuriyet savcısının talimatıyla veya mahkeme kararına dayanarak gerçekleştirilen yakalama işlemidir.
- İdari Yakalama: Kolluk görevlilerinin, kanunun kendilerine tanıdığı yetki çerçevesinde herhangi bir mahkeme kararına ihtiyaç duymadan gerçekleştirdiği yakalama işlemidir.
Anayasa’nın 19. maddesi, kişilerin özgürlüğünün ancak kanunda öngörülen hallerde ve usule uygun olarak sınırlandırılabileceğini belirtmektedir. Bu doğrultuda, yakalama tedbiri keyfi bir uygulama olmaktan çıkarılarak belirli hukuki güvencelere bağlanmıştır.
Yakalama Tedbirinin Şartları Nelerdir?
Yakalama tedbirinin uygulanabilmesi için belirli şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar şu şekilde sıralanabilir:
- Suç Şüphesinin Bulunması: Yakalama işlemi ancak kişinin suç işlediğine dair makul bir şüphenin varlığı halinde uygulanabilir. Makul şüphe, somut olgulara dayanan objektif bir değerlendirme ile belirlenmelidir.
- Gecikmesinde Sakınca Bulunması: Özellikle kolluk kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen yakalamalarda, mahkeme kararının beklenemeyeceği acil durumların varlığı aranır.
- Hukuka Uygunluk: Yakalama işlemi, anayasa ve kanunlarla belirlenen usul kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilmelidir.
Yakalama Türleri Nelerdir?
Ceza muhakemesinde yakalama tedbiri farklı türlerde gerçekleştirilebilmektedir:
- Adi Yakalama: Kolluk kuvvetlerinin, suçüstü hali veya mahkeme kararıyla gerçekleştirdiği yakalama işlemidir. CMK’nın 90. maddesinde düzenlenmiştir.
- Gözaltına Alma: Yakalama işlemi sonrasında, şüphelinin belirli bir süre boyunca kolluk kuvvetlerinin gözetiminde tutulmasıdır. Gözaltı süresi kanunda belirlenen süreleri aşamaz ve Cumhuriyet savcısının denetimine tabidir.
- Tutuklamaya Sevk: Yakalama sonrası kişinin tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmesi durumu söz konusudur. Mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde tutuklama kararı verilebilir.
- Yakalama Emri ile Yakalama: Hakim veya mahkeme tarafından çıkartılan yakalama emri doğrultusunda kolluk kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen yakalama işlemidir.
Yakalama İşleminin Hukuki Sonuçları
Yakalama işlemi çeşitli hukuki sonuçlar doğurur:
- Kişi Hak ve Özgürlüklerine Müdahale: Yakalama işlemi, Anayasa’nın 19. maddesi çerçevesinde kişi özgürlüğüne bir müdahale niteliğindedir. Ancak bu müdahale, hukuka uygun şekilde gerçekleştirilmelidir.
- Adli Kontrol veya Tutuklama: Yakalanan kişi serbest bırakılabileceği gibi, adli kontrol altına alınabilir veya tutuklanabilir.
- Tazminat Hakkı: Hukuka aykırı olarak yakalanan kişiler, 5271 sayılı CMK’nın 141. maddesi gereği tazminat talep edebilirler.
Yakalama Tedbirine Karşı Başvurulabilecek Hukuki Yollar
Yakalama tedbirine karşı bireylerin hukuki yollara başvurabilmesi mümkündür:
- Sulh Ceza Hakimliğine İtiraz: Hukuka aykırı yakalama işlemleri için kişi veya avukatı sulh ceza hakimliğine başvurabilir.
- Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru: Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı, temel hak ve özgürlüklerin ihlali durumlarında mümkündür.
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) Başvuru: İç hukuk yollarının tüketilmesi halinde, kişi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabilir.
Sonuç
Ceza muhakemesinde yakalama tedbiri, suç şüphesi altındaki kişilerin özgürlüğünün geçici olarak sınırlandırılmasını sağlayan önemli bir koruma tedbiridir. Ancak, bu tedbirin keyfi uygulanmasını önlemek amacıyla hukuki güvenceler getirilmiştir.
Yakalama tedbirine karşı bireylerin itiraz hakları mevcut olup, hukuka aykırı yakalama işlemleri karşısında yargı yollarına başvurulması mümkündür. Hukuka uygun bir yakalama sürecinin işletilmesi, hem bireysel hak ve özgürlüklerin korunması hem de adaletin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Tuğçe ŞEN